
Yoakim başını öyle sert bir hareketle geriye atar ki yüzü neredeyse profile döner; kollarını da kendisinden daha yukarıdaki bir noktaya doğru açar. Karşısında, kırmızı maforiona sarınmış Anna da avuçlarını aynı yöne kaldırır. Tanrı’nın ataları Yoakim ve Anna, Mistra’daki Pantanassa Manastırı’nın katolikonunu süsleyen 15. yüzyıl duvar resimleri arasında yer alır. Avrupa Bizans ve Bizans Sonrası Anıtlar Merkezi (EKBMM) verilerine göre kiliseyi 1428’de protostrator Ioannes Frangopoulos kurmuştur. İki figür de boydan boya resmedilmiştir ve kırmızı şeritlerle sınırlanan dar, dikey alanlarda durur. Aralarında, iç yüzü (intradosu) boyalı bir kemer açılır.
Kurucunun kim olduğunu pencerelerdeki ve güneybatı sütun başlığındaki monogramlardan biliyoruz. Batı galerisinin kubbe tabanındaki manzum yazıt da onun adını anar. Frangopoulos, II. Theodoros Palaiologos döneminde Mora Despotluğu’nun en güçlü kişileri arasındaydı. 15. yüzyıla ait duvar resimleri ilk kez 1910’da, Gabriel Millet’nin Mistra’nın Bizans anıtlarına ayırdığı albümde yayımlandı. Kentteki kiliselerin ikonografik programlarını ise 1970’te Suzy Dufrenne bir bütün olarak inceledi.
Theotokos’un anne ve babası kutsal alanda
Figürlerin kilise içindeki konumu, jestlerini büyük ölçüde açıklar. Melita Emmanuel, Mistra’daki resim programlarını bağışçılarıyla ilişkileri içinde incelemiştir. Pantanassa’da Meryem Ana’nın anne ve babasını, dua eder bir duruşta, kutsal alana yerleştirir; burada onlara Göğe Yükseliş’teki Mesih ile apsisteki Meryem Ana eşlik eder. Yine ona göre ana kubbeyi taşıyan sütunlarda iki başmelek ile havariler Petrus ve Pavlus betimlenmiştir. Emmanuel bu bütünü, neredeyse üç boyutlu olarak gelişen ve kurtuluşa, ölüm sonrası yaşama gönderme yapan bir Deisis olarak okur (Religious Imagery in Mystra).
Figürlerin çevresinde anlatıya dayalı bir dekor yoktur. Ne ev ne bahçe ne de tapınak görülür; yalnızca koyu, neredeyse siyah bir zemin ve ayakların altında yeşil bir toprak şeridi vardır. Çift böylece şefaatçi konumuna geçer. Apokrif Yakup Protevangeliumu’nun aktardığı öyküde Meryem’in doğumu, Tanrı’nın onların çocuk dileyen duasına verdiği yanıt olarak sunulur. Emmanuel bu bağlantıya Mistra’daki başka bir betim için başvurur: Ayasofya Kilisesi’nin güneydoğu şapelindeki Theotokos’un Doğuşu. Pantanassa’da ise anne babanın duası daha geniş bir ölçeğe, kutsal alanın ölçeğine yerleşir.
Tanrı’nın ataları Mistra’da daha önce başka bir biçimde, Hodegetria (Afendiko) Kilisesi’nin narteksinde görülmüştü. Orada, naosa açılan girişin üstündeki timpanonda Zoodohos Pigi (Hayat Veren Pınar) Meryem Ana betiminin iki yanında yer alırlar. Yoakim uyluklarına kadar ve tek eli dua jestiyle betimlenmiştir, Anna ise ellerini önünde çaprazlamıştır. Rhodoniki Etzeoglou bu resimleri 1315–1320 arasındaki beş yıllık döneme tarihlendirir (Ο ναός της Οδηγητρίας του Βροντοχίου στον Μυστρά [Mistra’daki Brontokhion Hodegetria Kilisesi]). Anastasios Tantsis ise onları epey sonraya, 14. yüzyılın sonlarına yerleştirir. Hangi tarihleme kabul edilirse edilsin, Pantanassa ile aradaki fark büyüktür. Anne ve baba artık aynı çerçeve içinde merkezî bir Theotokos betimine eşlik etmez. Her biri kendi alanında, boydan boya ve ayrı durur; duaları da kemerin boşluğunu aşar.
Yoakim

Figür iki karşıt yöne hareket eder. Gövde açıklığa doğru ilerler, bir ayak önde, diz hafifçe bükülü; ense ise geriye ve yukarıya doğru gerilir. Boyun, aydınlık yüzeyler ve tendonları vurgulayan koyu çizgilerle verilmiştir. Bunun üzerindeki küçük baş, kısa kıvırcık saçları ve sakalıyla, grimsi kahverengi bir ton üzerine sık beyaz fırça darbeleriyle işlenmiştir. Yüzde tenin okrası zeytin yeşili gölgelere geçer. Alına, elmacık kemiğine ve burun sırtına beyaz ışıklar düşer; iri göz yukarıya çevrilmiştir. Okra renkli, beyaz konturlu hale hareketin gerisinde kalır ve onu kuşatmaz.
Uzun parmaklı, avuçları açık iki el farklı yüksekliklere kalkar: biri göğse yakın, öteki daha yukarıda ve daha ileriye uzanmış. Khiton açık gri-mavi, neredeyse gümüş rengindedir; üst kolda geniş, kırmızımsı kahverengi bir şerit vardır. Pembemsi kahverengi himation gövdenin üzerinden çapraz geçer ve ön koldan uzun bir kıvrımla sarkar. Alt kısımda bacakları sarar ve ayak bileklerinde dönerek savrulan bir etek ucuyla son bulur. Himationun ışıkları kesik ve köşelidir, kimi zaman uyluk ve baldır üzerinde sivri uçlar biçimini alır; bedenin hacminden çok kumaşın ritmini verir.
Alanın üst kısmında, halenin sağında, büyük harflerle yazılmış adını taşıyan yazıt korunmuştur. Solda tek başına bir harf seçilir; bu harf muhtemelen onursal sıfatın kısaltmasına aittir.
Anna ve resim yüzeyinin durumu

Anna izleyicinin soluna, kemere doğru dönmüştür; dörtte üç açıdan görülen yüzü yukarıya bakar. Canlı kırmızı-turuncu maforion başı ve omuzları örter, dizlerin altına kadar iner. Uçları yanlardan kırık, basamaklı kıvrımlarla sarkar; bu kıvrımlar sırt tarafında daha geniş yer kaplar. Altındaki koyu gri-yeşil khiton ayaklara kadar uzanır; orada kırmızı bir ayakkabı seçilir. İki eli de göğsünün önünde kalkmıştır, avuçları açıklığa dönüktür. Bilekte, kırmızı şeritli, açık gri-mavi bir yen ucu görünür.
İki figürden en çok hasar gören Anna’dır. Yüz kararmıştır ve hatlar belli belirsiz seçilir. Maforionun üzerine koyu lekeler yayılmıştır, alanın alt kısmında ise resim yüzeyi parça parça korunabilmiştir. Figürle kemer arasında, boyasız beyaz bir sıva şeridi sürekliliği keser. Adını taşıyan yazıt yukarıda, halenin sağında korunmuştur.
Renk, çizgi ve boyalı kemer
Renk ekonomisi az sayıda güçlü karşıtlığa dayanır: Yoakim’in gümüşi khitonu ile pembe himationu, Anna’nın kırmızı maforionu, koyu zemin üzerinde halelerin okrası. Toprağın yeşili bunları alt kısımda birbirine bağlar. Oranlar ince uzundur, başlar uzun boylu bedenlere göre küçüktür. Kısa ve emin çizgilerle atılan beyaz ışıklar yüzeyleri neredeyse grafik bir tarzda düzenler. EKBMM’nin sitesinde Pantanassa duvar resimleri, Hodegetria ve Peribleptos resimlerinin devamı olarak tanımlanır. Aynı kaynak onları Palaiologos dönemi resminin son evresinin en önemli eserleri arasında sayar. Atölyenin kullandığı modeller meselesini Doula Mouriki 1991 tarihli bir çalışmasında ele almış, kilisenin duvar resimlerini 15. yüzyıla ait bir resim atölyesinin modellerine tanıklık eden bir belge olarak incelemiştir.
Kemerin kendisi, ilk bakışta göründüğünden daha fazla kompozisyona aittir. Alnı ve iç yüzü okra ve kırmızımsı tonlarla kaplanmış, bunların üzerine yeşil, kıvrımlı bir bitkisel bezeme yayılmıştır. Arkasında beyaz duvar karanlık bir açıklıkla son bulur. Tanrı’nın ataları bu derinliğin üzerinden birbirlerine doğru eğilir, avuçları aynı yöne dönüktür. Aralarındaki boşluk betimin ortasında kalır.